3 Ekim 2018 Çarşamba

Eswt İle Hastalar Ameliyata Gerek Duymuyor

Adana Özel Ortadoğu Hastanesi’nde şok dalga tedavisi ile hastalar topuk dikeni, dirsek ağrıları, kalsifik omuz tendinit, boyun, sırt, bel ve kaslardaki ağrılarından kurtuluyor

. Extracorporeal Shock Wave Therapy (ESWT) tekniği yani dışarıdan yapılan şok dalga tedavisi ile rahatsızlığın bulunduğu bölümde kanlanmayı arttırarak, bedenin kendi iyileştirici mekanizmalarının döneme girmesini sağlıyor. Hem de hasar gören tendon ve dokuların rejenerasyonunu sağlayarak iyileşmeyi kolaylaştırıyor.

ESWT tekniği ile Adana Özel Ortadoğu Hastanesi’ne gelen hastalara ameliyatsız, kortizonsuz tedavi uygulanarak, kalıcı iyileşme sağlandığı belirtildi.

10 Nisan 2018 Salı

Grip Neden Olur, Nasıl Bulaşır ve Belirtileri Nelerdir?

Grip, çeşitli büyüklüklerde salgınlara yol açan ve hemen herkesin yakalandığı bir hastalıktır. Oldukça bulaşıcı olan bu hastalığın nedeni influenza advertı verilen virüstür. Bu virüs mevsimsel salgınlara yol açar ve temelde solunum sistemini tutar.

İnfluenza Virüsü
Grip etkeni olan bu virüs insana bulaştıktan sonra soğunited kingdom algınlığı tablosundan bronşit ve zatürreye kadar değişebilen bir dizi hastalığa neden olur.

Temel olarak influenza A,B ve C isimli üç tipi vardır. İnfluenza B ve C insanı enfekte ederken, influenza A virüsü kuş, at  ve domuz gibi hayvanları da enfekte eder.

 İnfluenza A virüsünün yüzeyinde Hemaglütinin(H) ve Nöraminidaz(N) isimli iki protein bulunmaktadır. İnfluenza A, bu protein yapılarına göre alt tiplere ayrılır. Örneğin; H5N1(kuş gribi) , H1N1(domuz gribi) , H2N3 alt tipleri gibi…  Hemaglütininin 18, Nöraminidazın 10 bilindik alt tipi vardır.
Gribe Karşı Neden Kalıcı Bağışıklık Kazanamıyoruz?
Her sene grip olduğumuz halde neden bağışıklıokay kazanmıyoruz? Diğer hastalıkların aşısı birkaç dozda ömür boyu korurken, grip aşısı neden her yıl yapılmak zorunda?

Bu soruların cevabı influenza virüsünün kendisinde saklıdır. Bu virüs kendini her yıl (yada birkaç yılda bir) değiştirmektedir. Bizler aslında virüse karşı bağışıklıok oluştururuz ancak virüs yapısını değiştirerek bizi tekrar enfekte eder. Bundan dolayı geçmiş bağışıklıklar bizi virüse karşı tamamen koruyamaz. Aynı şey grip aşısı için de geçerli. Örneğin bir önceki sene yapılan aşı, o sene için koruyuculuk sağlıyorken sonraki senelerde (virüs kendini değiştirdiği için) koruyuculuğunu kaybetmiş olur.

İnfluenza virüsünün yüzey proteinleri, mutasyonlar ile sürekli değişmektedir. Bu da virüse karşı kalıcı bir bağışıklıok oluşturmamızı engeller.
Dünya Çapında Grip Salgınları
İnfluenza virüsü kendini her yıl (yada iki yılda bir) oküçük mutasyonlar ile değiştirerek, küçüokay salgınlara neden olur. Her 10-forty yılda bir ise yapısında daha büyüokay değişiklikler yapar. Bunun sonucunda dünya çapında büyüokay salgınlara ve ölümlere neden olur.

Yani virüs kendi yapısını ne kadar çadequate değiştirirse bağışıklık sisteminden o kadar rahat kaçar. Bu da daha büyüok salgınlar anlamına gelir.

İnfluenza A virüsü hayvanları da enfekte ettiği için, hayvanlardaki virüsün insana uyum sağlaması sonucu oluşan salgınlar oldukça tehlikeli ve ölümcüldür. Örneğin 1919 yılında oluşan dünya çapındaki salgınıda 40 milyondan fazla insan hayatını kaybetmişti.

Grip Nasıl Bulaşır
Solunum yolunu tutan bu hastalık damlacıok yolu ile bulaşır. Damlacıok yolu ile bulaş; hapşırık, öksürüok ile havaya saçılan damlacıklarda bulunan virüslerin diğer kişilere bulaşması anlamına gelir. Ayrıca hasta kişinin kullandığı çatal, kaşıok, bardak gibi maddelerle de bulaşabilir. Kuş gribi, enfekte kuşlar ve atıkları ile temasla, virüslü gıdaların tüketilmesi ve bazen de göze virüsün girmesi ile bulaşmaktadır.

Grip belirtileri, virüs bulaştıktan 1-four gün sonra (ortalama 2 gün) ortaya çıkar. Bu süre kişiye göre değişebilir ve çok daha uzun olabilir.

Grip Belirtileri
En sıokay görülen grip belirtileri şunlardır:

Ani başlayan ateş (39-40°C)
Üşüme, titreme
Baş ağrısı
Kas ve eklem ağrıları
Halsizlik, bitkinlik
Kuru öksürüokay
Burun akıntısı
Boğaz ağrısı ve bazen ses okısıklığı
Göğüs ağrısı, göğüste rahatsızlıokay ve yanma. Genellikle öksürükle birlikte görülür.
Bazı virüs tiplerinde (örneğin 2009 salgını)

Bulantı
Kusma
İshal
Ayrıca bazen de şu belirtiler görülür:

Gözlerde sulanma, yanma, okayızarıklıokay
Işığın rahatsız etmesi ve ışığa bakamama
Göz hareketleri ile ağrı olması
Grip belirtileri hızlı bir şekilde ortaya çıkar. Ateş genellikle 3-5 gün bazen de 5 günden uzun sürebilir.

Sigara içicilerinde grip belirtileri daha ciddi seyretmektedir. Ayrıca sigara içenler, solunum sistemi savunması bozulduğu için, daha sık gribe yakalanırlar.

Çocuklarda erişkinlere nazaran bulantı, kusma ve karın ağrısı gibi belirtilere daha sıokay rastlanır. Yaşlılarda ateş ve diğer grip belirtileri yerine sadece halsizlik ve bilinç bulanıklığı görülebilir.

Gribin Yol Açtığı Hastalıklar
Gribin yan etkileri ve yol açtığı hastalıklar şunlardır:

Sinüzit
Orta kulak iltihabı (otitis media)
Bronşit
Zatürre
Nadiren kalp kalp zarı iltihabı (miyokardit ve  perikardit)
Çocuklarda Reye Sendromu
Kan zehirlenmesi(sepsis) ve septik şok
Akut böbrek yetmezliği
Çoklu organ yetmezliği
DIC (yaygın damar içi pıhtıl.  a.şma)
Menenjit ve ensefalopati
Hastalıok sonrası Guillain Barre sendromu
Gripte riskli gruplar:

Beş yaş altı çocuklar (özellikle 2 yaş altındakiler)
Gebeler
Bakım evinde kalanlar
sixty five yaş üstünde olan yaşlılar
19 yaşından küçük olup sürekli aspirin kullanmak zorunda olanlar
İleri derecede obez olanlar
Altta yatan ciddi kronik bir hastalığı olanlar: akciğer, kalp, böbrek, karaciğer, kemik iliği hastalıkları gibi…
Şeker hastalığı gibi metabolik bozukluğu olanlar
Bağışıklıokay sistemi zayıf olanlar: HIV (AIDS), kemoterapi alanlar, kanser hastaları, organ nakli olup ilaç kullananlar
Steroid (kortizon) kullananlar
Solunum sistemi hastalığı olanlar: astım, KOAH, kronik bronşit, bronşektazi gibi…
Yukarıda saydığımız kişilerde grip daha ağır seyreder. Bu kişilerde gribin neden olduğu ciddi yan etkiler (zatürre gibi) daha sık görülür.

Zatürre (pnomoni) gribin ağır seyretmesi ve akciğerlere inmesi sonucunda gelişir. Mevsimsel okayüçük grip salgınlarında influenza virüsüne bağlı zatürre çgood enough az görülür. Ancak H1N1(domuz gribi) ve H5N1(kuş gribi) gibi dünya çapında salgınlarda zatürre gelişme riski çok daha yüksektir.

Zatürreler direk influenza virüsü sonucu gelişebileceği gibi, üstüne eklenmiş bir bakteri enfeksiyonu sonucu da meydana gelebilir. Ateş , öksürüok, nefes darlığı ve hatta morarmaya ilerleyen bir tablo ile kendini gösterir. Gribin gerilemesi esnasında ateşin tekrar yükselmesi; öksürüok, balgam ve göğüs ağrısının gelişmesi bakteriyel bir enfeksiyonun eklendiğini düşündürür.

Domuz ve kuş gribi salgınları çocuk, genç, orta yaşlı kişilerde daha ağır ve daha ciddi seyreder. Bunun nedeni yaşlı bireylerin daha önce geçirdikleri grip enfeksiyonları sonrası okayısmi bağışıklıok kazanmış olmalarıdır.
Grip Testleri ve Teşhisi
Belirtiler ile birlikte yapılacak doktor muayenesi ile teşhis konulur. Salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için benzer şikayetlerin birden çok kişide görülmesi önemlidir.

Gribin kesin teşhisi mikrobiyolojik testler ile konmaktadır. Bu testler daha çok hastaneye yatan kişilerde yada virüsün alt tipinin (H5N1,H1N1 gibi) belirlenmesi amacıyla yapılmaktadır.

Teşhis koymada kullanılan mikrobiyolojik yöntemler:

Burun, balgam veya diğer solunum yolu salgılarından alınan örneklerle yapılan hücre okayültüründe virüsün bulunması gribin kesin teşhisini koydurur. Bu yöntemle influenza alt tiplemeleri de (H1N1,H5N1 gibi) yapılabilir.
PCR tekniği ile virüs RNA’sının tespit edilmesi de oldukça duyarlı ve özgün bir yöntemdir. Alt tiplemenin yapılabileceği hızlı bir testtir.
DFA (Direkt Florasan Antikor) Testi: Yukarıdaki iki teste göre duyarlılığı daha düşüok bir testtir. Yani hasta kişide testin negatif çıkma olasılığı ilk iki teste göre daha yüksektir. Ayrıca bu testte alt tipleme yapılamamaktadır. Bu testin avantajı ise hızlı sonuç vermesidir.
EIA (Enzim İmmünoassay) Testi: Duyarlılığı düşüokay bir testtir. Kite göre duyarlılıok %50-eighty arası değişmektedir. Bu da hasta olduğu halde yanlış negatiflik oranının yüksek olması anlamına gelir.
Mevcut enfeksiyonu göstermede serolojik testler, diğer testlere oranla daha az yararlıdır.
Grip teşhisinde 1 ve 2 numaralı testler duyarlılığı yüksek olduğu için kesin tanı için kullanılılar. three ve 4 numaralı testler duyarlılkları düşük olsa da daha hızlı sonuç vermeleri nedeniyle tercih edilirler.

14 Mart 2018 Çarşamba

Feokromasitoma Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Feokromasitoma böbrek üstü bezlerinde gelişen ve genellikle iyi huylu olan bir tümördür. Bu tümörün en önemli özelliği adrenalin ve noradrenalin isimli hormonları üretiyor olmasıdır.



Tümörün kendisinden çok ürettiği hormonlar kişiye zarar verir. Adrenalin (epinefrin) ve noradrenalin (norepinefrin) isimli hormonlar başta tansiyon yüksekliği olmak üzere birçok belirtileye neden olur.

Adrenalin ve noradrenalin; korku, heyecan, panik gibi yoğun duygusal anlarda kana salınarak kişinin tetikte olmasını sağlayan hormonlardır. Sürekli yüksek olmaları vücuda zarar verir.

Feokromasitoma Neden Olur?
Bu tümörler hayatı tehdit eden tansiyon yüksekliklerine neden olabilirler. Bundan dolayı teşhisi oldukça önemlidir.

Milyonda 2-4 oranında (%0.02) nadir görülen tümörlerdir. Ancak belirgin yüksek tansiyonu olan kişilerde görülme oranı daha yüksektir.

Feokromasitoma, %15-20 ailesel geçişlidir. Bundan dolayı teşhis konulan bireylerin diğer aile fertlerinde de görülebilir.  Hastalığı taşıyanların yalnızca bir kısmında genetik geçiş söz konusudur. Geriye kalan kısımda genetik geçiş söz konusu olmadığı gibi neden geliştiği bilinmemektedir.

Bu hastalık tiroid kanseri, hiperparatiroidi ve çeşitli tömörlerin yer aldığı genetik kanser sendromları (MEN 2A-2B) ile birlikte görülebilir. Ayrıca bazı genetik geçişli hastalıklarda (von hippel-lindao, nörofibromaztozis) daha sık görülür.



Genellikle tek böbrek üstü bezinde görülen bu tümörler, bazen her iki böbrek üstü bezinde aynı anda görülebilir.

Bu tümörler genellikle iyi huylu olsalar da %10 oranında kötü huylu (kanser) olabilirler.

Feokromasitoma Belirtileri
Belirtilerin esas nedeni tümörden aşırı miktarda salınan adrenalin ve noradrenalindir.

Feokromasitoma Atakları Esnasında Görülebilen Belirtiler (Akut):

Tansiyon yüksekliği: Hastaların yarısında sürekli, üçte birinde ise ataklar halinde seyreden tansiyon yüksekliği görülür. Özellikle ataklar halinde olması bu hastalığı düşündürür. Bir kısım hastada tansiyon normal olabilir.
Baş ağrısı: Özellikle atak esnasında şiddetli baş ağrısı görülebilir.
Çarpıntı: Yine ataklar şeklinde gelen, kalp hızında artış veya güçlü kalp atımlarının hissedilmesidir.
Aşırı terleme
Titreme
Göğüste sıkışma hissi, göğüs ağrısı
Nefes darlığı
Anksiyete (kaygı bozukluğu) ve ölüm korkusu
Bulantı, kusma
Solgunluk
Atak Olmaksızın Görülen Belirtiler (Kronik)

Ellerde ve ayaklarda solukluk
Kabızlık
Mide ağrısı
Kalp yetmezliği
Yorgunluk
Şeker yüksekliği
Ayağa kalkınca tansiyonun düşmesi (ortostatik hipertansiyon)
Solgunluk
Ateş
Kilo kaybı
Hem ataklarda hem de atakların olmadığı dönemlerde görülebilecek belirtiler: Çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, anksiyete, aşırı terleme, baş ağrısı ve tansiyon yüksekliğidir.

Ataklar genellikle 15-20 dk devam eder. Bazen daha kısa süren ataklar bazen de saatlerce sürebilir. Ataklar kendiliğinden gelişebileceği gibi stres, egzersiz, ağırlık kaldırma, öne eğilme ve ameliyat (ameliyat öncesi) ile tetiklenebilir.



Atağı tetikleyebilecek besinler (yüksek tiramin içerirler):

Bazı peynirler
Bira veya şarap
Çikolata
Kurutulmuş etler
Atağı Tetikleyebilecek İlaçlar::

Bazı antidepresanlar: MAO inhibitörleri (fenelzin, tranilsipromin)
Uyarıcı maddeler: amfetamin, kokain gibi …
Teşhis
Feokromasitoma teşhisinde öncelikle tarama testleri yapılır. Metanefrin veya normetanefrin testleri hastalığın tesbiti için kullanılan duyarlı testlerdir. Vanilmandelik Asit (WMA) testi duyarlılığı düşük olduğu için yerini metanefrin testine bırakmıştır.

Metanefrin testi negatif ise hastalık büyük oranda dışlanır. Test sonucu pozitif ise tomografi veya MR ile böbrek üstü bezleri taranır. Tomografi ve MR böbrek üstündeki tümörü %90 oranında gösterir.

Tümörleri yüksek özgüllük ve duyarlılık ile gösteren diğer bir tetkik sintigrafidir.

Test sonuçlarını bozabilecek ilaç ve besinler:

Çeşitli antidepresanlar: Trisiklik antidepresanlar
Alkol (etanol)
Parkinsonda kullanılan levodopa
Gripte, burun tıkanıklığında kullanılabilen dekonjestanlar
Amfetamin, kokain
Buspiron
Rezerpin, klonidin
Asetaminofen
Nefes açıcı bazı ilaçlar (bronkodilatörler)
Muz, biber, kahve ve kafein içeren besinlerin tüketimi test sonuçlarında yanıltıcı yüksekliklere neden olabilir.

Komplikasyonlar (Hastalığın yan etkileri)

Hastalık tedavi edilmezse ölümcül tansiyon yüksekliklerine veya ritim bozukluklarına neden olabilir. Yüksek tansiyon nedeniyle ciddi kalp yetersizliği, nefes darlığı, göz damarlarında kanama, beyin kanaması, böbrek yetmezliği gelişebilir. Ciddi ritim problemlerine neden olarak ani ölüme sebebiyet verebilir.

Her feokromasitoma hastasında ataklar görülmeyeceği gibi atak geçiren her hastada feokromasitoma değildir.

Feokromasitoma Tedavisi
Ameliyat ile tümörün çıkarılması feokromasitoma için tek kesin tedavi yöntemidir. Ancak ameliyat öncesi tansiyon ve kalp ritmi kontrol altına alınmalıdır. Bu amaçla alfa-blokör ilaçlar kullanılır. Tek başına beta-blokör kullanımı tansiyonu dahada yükseltir. Bundan dolayı önce alfa blokörler daha sonra gerekirse beta blokörler kullanılır.

Eğer tümör kötü huylu ise radyoterapi ve kemoterapi verilebilir.